-  Etüt  //  Ödev  Merkezi  -

Ev Ödevini Kim Yapıyor ? Ödev Size Değil Çocuğa Veriliyor..!

ÖĞRENCİLERİN, EV ÖDEVLERİNİ KENDİLERİNİN YAPMALARI ANCAK UZMAN BİR REHBERLİK DESTEĞİ ALMALARI ÇOK ÖNEMLİDİR ..

Anne - babalar, çocuklarının her türlü sorununu çözmek için kendilerini sorumlu hissederler. Burada problemin ne olduğu ve çocuğa ne şekilde yardımcı olunması gerektiğinin bilinmesi önemlidir. Bu konuda en sık yaşanan problemlerden biri ise çocukların ev ödevleridir.

Tüm sorunları anne - baba çözerse gelecekte nasıl bir durum çocuklarımızı bekler? Bu sorunun yanıtı, çocuk ve aile açısından mutlaka değerlendirilmelidir. Çocuklar, sorunlarını çözerek büyürler, bu fırsat onlara tanınmalıdır. Problem çözme davranışı desteklenmesi gerekirken; anne - baba çocuklarının ödevlerini kendileri yaparsa çocuklarını bu süreçten yoksun bırakırlar.

Ev ödevleri, dersin bireysel kısmıdır, öğrenilenleri pekiştirmek ve eksikleri tamamlamak amaçlı verilir. Çocuk, öğrenmenin bu boyutundan eksik kalmamalıdır. Belki, yetişkinler için karton, boya, artık malzemeler ile çalışmalar çocuğun altından kalkamayacağı şeklinde algılanıp, kendileri tarafından yapılmaya çalışılsa da, bu çalışmalar öğrenci için önemlidir.

Nota dayalı sistem olduğu için yetişkinler, ellerinden geleni yapmaktadır. Bu şekilde ödevler asıl amacına hizmet etmez. Yetişkinler sadece malzemeleri sağlamalı ve rehberlik yapmalıdır. Ödev yapmak, bir sorumluluktur. Anne - babanın görevi çocuğa, ödevlerini sağlıklı bir şekilde yapabileceği ortam hazırlamaktır. Bu durum, yapabilme, başarabilme duygusunu yaşamasına engeldir. Ödev bilinci kazandırmak bu konuda önemlidir. Çocuk, kendisine eziyet olsun diye ödev yaptığı fikrine sahip olmamalıdır. Ödev yapmaya neden ihtiyaç olduğu çocuklara kavratılmalıdır. Öğrenilen bilgilerin kalıcı olması ve unutulmaması için ödevlerin beyin çalışmasını desteklediği anlatılmalıdır. Ödevlerinde zamanında yapılmasının önemi üzerinde durulmalıdır ..


Öznur Simav - Pedagog // Çocuk Gelişim ve Eğitim Uzmanı

Ödev, Aktif Öğrenme Etkinliklerinden Bir Tanesidir.
Ancak, Doğal Olarak Aileler Diyor ki;

              Öğretmenler çok ödev veriyor .!
             Ödevlere yetişemiyoruz.
              Ödevleri Anlayamıyorum .!
             Kuşak farkı var.
             İşten eve geç geliyorum.
             Çocuğuma ilk sorduğum soru ödevini yaptın mı ?
             Niye beni bekledin?
             Şimdi yatma zamanın geldi ..
             Ben de çok yorgunum ..
              Çalıştığımdan dolayı çocuğuma vakit ayıramıyorum ..

 

Mega Hafıza™ Eğitimleri Ne Kazandırır ?


  • Anne – baba çocuk ilişkilerinin yıpranmaması Bire - Bir özel ilgi Sınav stresi yaşanmaması Ödev Takibi ve yardımı Uygulanmakta olan ders müfredatını kavranması Okula takviye Uzman öğretmenler Öğrencilerin okul başarılarının takibi Öğrenci merkezli eğitim Kitap okuma alışkanlığı Okuma bozukluğunu düzeltme Okul ve öğretmen sevgisi Sorumluluk Başladığı işi bitirme Sosyalleşme Yaratıcı problem çözme Düzen Beyin Haritaları® (eyeQmaps®) Daha iyi not ve yüksek akademik başarı Kendine olan güven Öğrenmeyi öğrenme ve daha bir çok olumlu özellik Mega Hafıza™ 'da

Ev Ödevleri Hakkında Bilimsel Makaleler ve Öneriler ..

Ev Ödevleri Yapılmasındaki Sorunları Nasıl Çözebiliriz?

Uzun ve rahat bir yaz tatilinden sonra okulların açılmasıyla ev ödevlerinin yapılması yolunda verilen savaşlar, birçok çocuk ve aile için sıkıntı vericidir. Çocuk psikiyatrisiti olarak okul döneminde bana başvuran ailelerin çoğu çocuklarıyla ev ödevlerini yaptırmak konusunda çok sıkıntı yaşadığını ifade etmektedir. Bu ayki yazımda size bu konuda işinize yarayacağını düşündüğüm bazı önerilerde bulunmak istiyorum

Anababaların ev ödevleri konusunda en sık yaptığı hatalar neler?

  • Güzel olmayan yazıları sildirip, tekrar yazdırmak. Özelikle 1. 2. Sınıf öğrencilerinde bu ödev konusunda isteksizliği artırır. Kötü kısma değilde iyi kısma odaklanmak önemlidir. ‘‘bak bu iki sırayı çok güzel yazmışsın, eminim zamanla diğerleri de daha güzel olacak’’ gibi
  • Ödevi sık sık sorgulamak, hatırlatmak.
  • Alınmayan ödevleri telefonla başkalarından öğrenmeyi kabullenmek.
  • Ödev yaparken sürekli çocuğun yanında olmak.
  • Her aşamasında ödeve müdahale etmek, daha mükemmel olmasını istemek.
  • Ödev konusunda sorunlar yaşayan çocukların anababaları, devamlı hatırlatma, söylenme, ikna etmeye çalışma, ödüllendirme, tehdit etme, azarlama hatta şiddet uygulama gibi yöntemleri deneyerek ödevin yapılmasını sağlarlar. Sonuçta ödevi düşünme, hatırlatma, yaptırma sorumluluğunu anababa üstlenmiş, çocuk sadece anababaya eşlik etmiş olur. O günün ödevi yapılmış bile olsa, ertesi gün çocuk yine anababanın hatırlatmasını, yanında oturmasını ve ödevini yaptırmasını bekleyecektir. Bu şekilde başlayan bir ödev sistemi anababa tutumunu değiştirmediği sürece devam eder. Çocuk hiç bir zaman “Ben bugün ödev yapmaya kendiliğimden başlayayım, yalnız başıma yapayım.” demeyecektir. Asıl önemli olan ödevin yapılmış olması değil, çocuğun ödev sorumluluğunu kazanmasıdır.
  • Ödevlerle hiç ilgilenmemek, kontrol etmemek. Sorumluluğu tamamen öğretmene ve çocuğa bırakmak. Bazı aillerde sürekli beraber ödev yapmaya alışmış bir çocuğu kendi başına ödev yapsın sorumluluk verin dediğimizde tamamen kendi haline bırakmayı seçmekte, daha önceden sürekli ailenin uyarısına alışık olan çocuk ne yapacağını bilememektedir. Çocuğa ödev sorumluğu aşama aşama verilmeli, kontrol aşamalı bırakılmalı ve çabası övülmelidir. Ödevler eksik yapılırsa öğretmenle iletişim kurulup, kontrolü sağlanıp mutlaka diğer gün tamamlanması sağlanmalıdır. Ödev yapmadığında bir şey olmayacağını gören çocuk ödev yapmamaya alışır.

Ödev konusunda anne baba ne yapmalı?

Çocuklar için, ödevlerini bir erişkinin yardımıyla yapmaktan, kendi başına yapabilmeye geçmek önemli bir gelişim aşamasıdır. Bu gelişimin olabildiğince erken sağlanabilmesi için ev ödevlerinin en önemli işlevinin bağımsız çalışabilme, bilgiye ulaşabilme ve sorumluluk becerilerinin gelişmesi olduğu unutulmamalıdır. Çocuğun ödevlerini kendi başına yapması, anababanın bu konuda hiç sorumluluk almaması anlamına gelmemelidir. Anababanın ödevlere önem vermesi, izlemesi, kontrol etmesi ve cesaretlendirici olması bu becerilerin gelişimi için önemlidir. Başlangıçta çocuk daha yakın bir izleme ve daha fazla yardıma gereksinim duyacaktır. Anababa ödev süresince çocuğun yanında oturup yanıtları vermek ya da hataları düzeltmek yerine araştırma, karar verebilme, plan yapabilme becerilerini geliştirecek fırsatlar tanımalıdır.

Ödevler konusunda anababanın destekleyici ve cesaretlendirici tutumu çok önemlidir. Anababanın ödev sorumluluğunu çocuğa bırakması, ödevlerle hiç ilgilenmemesi anlamına gelmez. Anababa ödevlerin tam olarak alınması ve yapılması konusunda takipçi olup, çocukla birlikte kurallar belirlerken, bir yandan da övgü ve cesaretlendirmeye önem vermelidir.

Çocuğu motive etmek için çeşitli yollar: Yaptığı ödevlere övgü dolu notlar yazın : “Çok iyi gidiyorsun, seninle gurur duyuyorum.” En beğendiği , en çok gurur duyduğu ödevi bir yere asarak sergileyin.

Çocuk ödevlerini kendi başına yapamadığını söylüyor ve anababadan yardım istiyorsa önce bunun nedenleri araştırılmalıdır. Olası nedenler: Verilen ödev çocuğun kapasitesinin üzerinde olabilir. Çocuğun kendine güveni yoktur. Her aşamada kontrol ve onay beklemektedir. Yalnız başına kaldığında yaptığı işi sürdürmekte zorluk çekmektedir. Ödevleri anababa ile birlikte yapmaya alıştığı için kendi başına yapamamaktadır. Çocuk ödevi anababayla birlikte yapmayı onlarla baş başa olma fırsatı olarak görmektedir. Belki de bu nedenlerden birkaçı söz konusudur.

Çocuğa ödevlerin asıl amacının verilen bir işin sorumluluğunu üstlenme ve onu kendi başına yapabilme becerilerini geliştirmek olduğu açıklanmalıdır. Çocuk ödevi anababa ile birlikte yapmaya alışmış ve her adımda onay bekliyorsa aşamalı bir şekilde yavaş yavaş bu sistem değiştirilebilir. Önce her üç soruda bir kontrol yapılır, sonra beş soruda bir çocuğun yanına gidilir. Çocuğun yaşına ve toplam ödev süresine göre ödevler 2-3 parçaya bölünerek tamamlanabilir. Her bir bölümün süresi 10-15 dakika arasındadır. Ödev üç parçaya bölündüyse ilk 15 dakika için yapılacak olan ödevler belirlenir. Çocuğun yanından ayrılırken sadece belirlenen kısmı tamamlaması istenir ve 15 dakikanın bitiminde yanına gelip yapılan kısmın kontrol edileceği bildirilir. Sürenin sonunda anababa çocuğun yanına gidip verilen kısmı yapıp yapmadığını kontrol eder. Yapılmamışsa sorunun ne olduğunu konuşulur. Yapılmışsa çocuk olumlu mesajlarla desteklenir ve ikinci 15 dakika için yapılacak olan kısım belirlenir. İlk 15 dakikanın sonunda çocuğun yorgun ya da isteksiz olduğu gözlemlenirse ikinci bölüme başlamadan önce 10 dakikalık kısa bir ara verilebilir. Ödevinin miktarına göre ödevler 3-4 bölüme ayrılarak tamamlanabilir.

Çocukla işbirliği yapmak neden önemlidir?

Ev ödevleri konusunda çocukla işbirliği yapılmalı, ona çözümler üretmek konusunda sorumluluk verilmelidir. Çocukla birlikte ödevler için uygun zaman belirlemek. Çocukla birlikte, ödev için uygun yer belirlemek önemlidir. Birlikte önceden alınan kararlara çocuğun uyumu daha iyi olur.

Ödev zamanı belirlemek:Ödevin ne zaman yapılacağına o gün karar verilmemeli, mutlaka önceden hazırlanmış bir program içinde ödev saati önceden belirlenmiş olmalıdır.

Annebaba çocuğa “Bazen ödevlerini yetiştirememenin nedeni zamansızlık oluyor. Bu sorunu çözmek için Günlük Ödev Saati belirleyeceğiz. Her gün ödevini tam ne zaman yapacağını bileceksin, bu süre içinde başka bir şeyle ilgilenmemeni sadece ödev yapmanı istiyorum” diyebilir. Ödev zamanı konusunda çocukla konuşurken seçenekler sunulabilir: “Ödev saatinin geldiğini sana ben mi hatırlatayım, saat mi kuralım ?” “Ödev saatin 17:00 mi 17:30’da mı olsun ?” Çocuk bu seçeneklerden birisine karar verdikten sonra bu karar bir hafta kadar denenir. Bir haftanın sonunda “Konuştuğumuz sistem nasıl gidiyor ? Aldığımız kararlar işe yarıyor mu ?” sorularının yanıtları aranır. Aksama varsa yeni çözümler üretilir ve yeni kararlar alınır. İstenilen sonuca ulaşılana kadar bu uygulamalara devam edilir.

Ödev Saati: Çocuk dinlenmiş ve yemek yeme gibi gereksinimleri karşılanmış olmalıdır. Tutarlı ve sabit bir zaman olmalıdır. Ödevler bittikten sonra çocuğa kendisine ayırabileceği bir zaman kalacak erken bir saat seçilmelidir..

Ödev süresi çocuğun yaşına ve dikkat süresine göre belirlenmeli ve 2-3 parçaya bölünmelidir. Hafta içi günler için: 1. ve 2. sınıflar için günde 20 dakika 3. - 4. sınıflar için 30-40 dakika 5. - 6. sınıflar için 45-60 dakika 7. - 9. sınıflar için 60-90 dakika 10. - 11. sınıflar için 90-120 dakika İlköğretimim ilk beş yılında, çocuğun dikkat eksikliği, özel öğrenme güçlüğü gibi bir sorunu yoksa, sadece ödevleri yapmak akademik başarı için yeterli olabilmektedir. Ancak 6. sınıftan itibaren ödev yapma sürelerine ayrıca ders tekrar etme ve çalışma süresinin eklenmesi gerekmektedir. Bu konuda anababalar çocuklarıyla baştan konuşup, ödev yapma ve ders çalışma sürelerini ayrı ayrı belirlenmesini sağlamalıdırlar. Ödev saatinde çocuğun ödev yapmaya başlayıp başlamadığı kontrol edilir. Ödev zamanından erken bitse bile o sürenin kalanı çalışmakla ya da tekrar etmekle geçirilmelidir. Bu yaklaşım özellikle aceleyle ve özensiz yapılan ödevler için faydalıdır.

Ödev yeri belirlemek ?

Ödev yerinin önemi çocukla konuşulmalı: “Ödevini yaparken dikkatini yoğunlaştırman ve düşünebilmen gerekiyor. Eğer çevrede gürültü olursa ve dikkatini dağıtan şeyler olursa ödevini iyi yapamazsın. Ben bunu sağlamak için elimden geleni yapacağım ve senin de elinden gelenin en iyisini yapacağına inanıyorum. Ödev saatinde çalışma köşende olmaya ve ödevini bitirene kadar orada kalmaya özen göstermeni bekliyorum. ”

Ödev için en uygun yer diğer kişilerden ayrı, sessiz ve dağınık olmayan bir ortamdır. Evde uygun bir köşe çocuğun çalışma köşesi olarak düzenlenir.

İyi aydınlanan, rahat ve sakin bir köşe gereklidir. Tamamen sessiz olması gerekmez. Bazı çocuklar tamamen sessiz ortamlarda dikkatlerini toplayamadıklarını ifade etmektedirler. Dikkati dağıtmayacak türde bir müzik kullanılabilir.

Ödevlerin masa başında yapılması önemlidir. Odanın diğer bölümleri dağınık olsa bile çalışma masasının üstünün olabildiğince boş ve düzenli olması yeterlidir.

Televizyon karşısında ya da bilgisayarın açık olduğu bir ortamda veya cep telofonu açık sürekli mesaj gelirken ödeve konsantre olmak zordur. Ödev saati süresince bu aletler kapalı tutulmalıdır

Ödev Kutusu (Acil Yardı Kutusu) : “Ödev saatini kalem kağıt gibi şeyleri arayarak geçirdiğinde canın sıkılıyor, zaman kaybediyorsun. Bunun için gerekli olabilecek tüm şeyleri koyacağın bir kutu oluşturacağız, bunlar sadece sana ait olacak ve sadece ödevler yapılırken kullanacaksın. Zaman zaman kutuyu birlikte kontrol edip eksiklerini tamamlayabiliriz” denilebilir . Özelikle dikkat dağınıklığı hiperaktivitesi olan çocuklarda ödev sırasında sık sık yerinden kalkmayı önlemek için,ödevler sırasında gerekli olabilecek tüm malzemelerin depolandığı bir kutu oluşturulabilir.

Ödev Kontrolü: Ödevlerin kontrolü tümünün yapılmış olup olmadığı ve hem de yanlışların düzeltilmesi açısından çok önemlidir. İdeal olan yol, ödev kontrolünün ve düzeltmelerin öğretmen tarafından yapılmasıdır. Anababa ödevdeki yanlışları işaretleyip, çocuğun düzeltmesine fırsat tanıyabilir. Çocuk düzeltemiyorsa ve öğretmen de ödev kontrolünü titizlikle yapamıyorsa, anababa çocukla birlikte düzeltmeleri yapmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yanlışları düzeltmek için ödev süresinin fazla uzatılmamasıdır. Hem çocuk daha fazla dikkatini veremez hem de bir sonraki gün ödeve başlamakta isteksiz davranır.

Ödev konusunda öğretmenlerin uygun olmayan tutumları nelerdir?

  • Amaca uygun olmayan, bezdirici çocuğun sınırlarını aşan ödevler vermek , yapılmayan ödevler için aşağılamak, eleştirmek. Özelikle dikkat eksikliği hiperaktivite, özel öğrenme güçlüğü gibi sorunları olan çocuklarda ödevler çocuğun kapasitesi doğrultusunda planlanabilir, çocuğun anlamadığı yapamayacağı ödevler yerine yapabileceği daha kısa, yazılı yerine sözlü anlatımlı veyaa ilgi duyduğu konularda araştırma ödevleri verilebilir.
  • Ödevleri kontrol etmemek, yapılmayan ödevler için herhangi bir sonuç uygulamamak, net sınır koymamak, çocukta ‘’ödev yapsamda yapmasamda bir şey olmuyor’’ düşüncesiyle ödev konusunda isteksizliği artırır.

Ödevler konusunda en önemli şey çocuğun motivasyonudur.

Aldığı notlardan çok çabasına odaklanır, çabasını takdir ederseniz, çocuğun motivasyonunu artırırsınız. Özellikle motivasyon sorunu olan öğrencilerde çocuğun öğretmenle ilişkisi çok önemlidir. Öğrenci sevdiği öğretmenin dersini her zaman daha iyi çalışır. Çocukla pozitif ilişki kuran ufak başarılarını gören övgüyü daha çok kullanan öğretmen ve anne baba çocuğun kendine güvenmesini okulu sevmesini ödevlerini elinden geldiğince yapmasını sağlayacaktır.

Ödev yapma konusunda sıkıntıyla çocuk psikiyatrisine başvuran çocuklarda çocuğun öğrenme sitilinin saptanması ve buna yönelik bir proğram hazırlanması bu konuda doktor öğretmen ve aile işbirliği önemlidir.

Dr Deniz Tirit Karaca

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi.

Dizimizin ilk gününün konusu, çocuklar ve ödev... İşte, çocuğunuzun daha verimli, keyifli ödev yapması için, uzmanların önerileri, bilmeniz gerekenler...

GELİŞEN teknoloji, değişen eğitim sistemi, sınavlar, çalışan anneler ve babalar çocukların karakterini mi değiştirdi, çalışma şekli mi henüz bilinmiyor. Ama, günümüz çocuklarına birşeyler oldu. Okul çağı denilen 6-12 yaş arasındaki dönemde çocuklar ödev yapmakta, uyumakta veya uyanmakta, arkadaş ilişkilerinde ailelerine kök söktürüyorlar. Dijital çağın çocukları ile ilgili başladığımız bu yazı dizisinde, ailelerin en sık karşılaştığı sorunları, Davranış Bilimleri Enstitüsü uzmanlarına sorduk. Her gün bir konuyu ele aldığımız dizi boyunca, sorularınızı www.hurriyet.com.tr’ye yazıp, yanıtlarını ertesi gün okuyabileceksiniz. Bugünkü konumuz ödev. Ödevi kendisine verilmiş gibi görev sayan, gece yarıları arkadaşlarını arayarak almaya giden, kısacası çocuktan çok yapılmayan ödevi kendisine dert edinen ailelerin bu tutumlarının doğruluğunu tartışacağız. DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Klinik Psikolog Açelya Şahin Fırat ödevle ilgili sorularımızı yanıtladı:  

SORUNUZU SORUN CEVAPLAYALIM 

SORUMLULUK ÇOCUĞUN

Ödev için neler yapmalı?
   Ödev, okul ile çocuk arasındaki bir süreçtir. Aileler bu süreçteki pozisyonlarını doğru belirlemeli ki çocuğun sorumluluğu oluşsun. Okul öncesinden itibaren çocuğa verilen ilk ev çalışmalarından başlayarak ailenin sadece yol gösterici olunduğu mesajı, onda sorumluluk bilincinin oluşmasına yatırım olur.
Aile hangi tutumu izlemeli?
   Çocuklarının okula gitmesi ile ilgili olumlu duygularını onlarla paylaşmalı. Ayrıca okul dönemi içindeki tüm yapılması gerekenlerin çocuğa ait birer sorumluluk olduğu mesajını en baştan vermeli. Böylece çocuğun kafası netleşir. Ödevi çocuğun kendisinden daha çok kendine dert edinen, okulda unutulan ödevi gecenin bir saati okuldan almaya giden, okunması için verilen kitabı kendi okuyan ve sonrasında çocuğa özetini anlatan, kitapla ilgili soruların yanıtlarını çocuğuna dikte eden anne-babanın çocuklarında ödev bilincinin oturması oldukça güçtür. Bu durumda çocuk ödevin kendisine değil, ailesine verilen bir sorumluluk olduğu düşüncesini geliştirir.

YANINDA OLUN, AMA...

Bu durumda ne yapmalı?
   İlk günlerde çocuğu ödev sürecine adapte etmek için yanında oturabilir ve yanında ona müdahale etmeden kitap okuyabilir, ya da onun dikkatini dağıtmadan başka birşeyle oyalanabilirler. Amaç, onun yanında olduğu mesajını vermektir.
Birlikte ödev yapmak doğru mu?
   Çocuklar rutinleri sever. Çünkü rutinler belirsizliği azaltır. Kaygıyı yaratan durum ise belirsizlik olduğu için rutinlere bağlı kalmak çocuklar için kaygının olmaması demektir. Bu nedenle, çocukların rutinini belirlerken veya onlarda alışkanlık haline getirebilecekleri bir davranış inşa ederken dikkatli olmalı. Eğer ilk günlerden itibaren ödevlerini birlikte yapmayı önerirseniz çocuk “Ödev anne-baba ile yapılır” inancını geliştirir, cevaplara daha kolay ulaştığı için bu alışkanlığına devam etmek ister. Çocuk evde aileyle çalışırken konuyu neredeyse tamamen kavramış görünür, anne ya da babanın sorduğu sorulara doğru cevap verir, birlikte çözdüğü testlerde başarılı olur. Ancak sınav günü geldiğinde beklenenden daha düşük bir performans gösterebilir. Çoğu zaman bu sınav kaygısı olarak tanımlanır. Aslında temel neden, sınav sırasında evde olduğu gibi çocuğa yönlendirici ve doğru cevabı bulmasına yol gösterici bir kişinin olmamasıdır. Çocuklar ilk günden itibaren ödevlerini tek başlarına yaparsa ve anne-babalar sonrasında kontrol eder, belli yerlerde yaptığı hataları yeniden düşünmesini söyler, en sonunda halen doğru sonuca ulaşamıyorsa direkt olarak cevabı söylemeden konuyu açıklayıp anladığından emin olurlarsa hem ödev amacına ulaşır hem de öğrenme sürecine bir katkı olur.

Keyifli ödev formülleri

   ÖDEVLERİ çocuk ve ailenin bir araya geldiği saatler olarak düşünün.
   Öğretmenler anne-babayı da araştırmaya katacak ödevler verirse iletişim de keyif de artar.
   Ödevini yaparken sıkılmaması için, kısa süreli aralar vererek çocuğunuzun bir şeyler yiyip içmesine, müzik dinlemesine izin verin.
   Ödevini bitiren çocuğu takdir edin.
   Öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda verilecek bireysel ödevler  çalışmayı keyifli hale getirebilir.
   Öğrencinin kişisel ve sosyal etkinliklere katılmasını engellemeyecek kısa süreli ödevler olumlu tutum geliştirmesine neden olur.
   Yaratıcılıklarını geliştirecek, araştırmaya sevk eden ödevler gelişime katkı sağlar.
   Çalışma ortamını eğlenceli hale getirin.
SINAV İÇİN NE YAPMALI
   Çalışma masasında sadece o dersle ilgili materyaller olsun ki dikkati dağılmasın.
   Bir çalışma planı oluşturun (O gün için yapması gerekenleri, bir liste halinde yazmak).
   Her madde için bir süre belirleyin.
   Çalışmanın bitiminde bu zaman tahminde ne kadar başarılı olduğunu değerlendirin.
   Her maddeyi bitirdikten sonra 5 dakika mola verin.
   Molalar arasında televizyon, bilgisayar gibi dikkat çeldirici aktivitelerden uzak durun.
   Sınava çalışılması gerekiyor ise tüm konuları tarayıp eksik noktaları belirleyin ve çalışmaya buralardan başlayın. 
   Her çalışma bitiminde ortaya çıkan sonucun kalite kontrolünü yapın ve son kontrol için ödevi anne-baba ile paylaşın.
   Anne-babadan gelen geribildirimler doğrultusunda ödeve son şeklini verin.

SORDUNUZ UZMANLAR YANITLADI

(NOT: Dizimiz süresince soru ve sorunlarınızı hurriyet.com.tr aracılığıyla bize iletelibilir, uzman yanıtlarını bir sonraki gün sayfalarımızda bulabilirsiniz.)

5. sınıftaki çocuğumla derse başlamada sorun yaşıyorum. Aarkadaşlarıyla da sorunu var. Kavgacı değil ama anlaşmazlık yaşıyor. Notları da özellikle matematik ve ingilizce çok kötü.
   Öncelikli olarak bu problemlerin ne zaman başladığını, okul başarısını ne derecede etkilediğini, olumlu ve sürekli devam eden birkaç arkadaşlığının olup olmadığını gözden geçirmenizi öneririm. Örneğin okula başladığı ilk günden itibaren akademik sıkıntıları varsa, öğrenme ve dikkatle ilgili bir patoloji olup olmadığının değerlendirilmesi gerekli olabilir. Ancak bu durumlar sonradan gelişti ise yakın zamanda çocuğunuzun adapte olmakta zorlanabileceği bir değişiklik (okul veya ev değişikliği, bir yakını kaybetme, aile bireylerinden birinin rahatsızlanması, öğretmen değişikliği, vs.) olup olmadığını düşünebilirsiniz. Bazen çocuklar uyum sağlayamadıkları durumlarda akademik ve sosyal problemler geliştirebilirler.
Kızım 5 yaşında. Bu yıl birinci sınıfa başladı. Ders yapmama konusunda aşırı inatçı. Kesinlikle zorlamadan yazmıyor, ikinci kez kesinlikle okumuyor. Ağlıyor sızlıyor. Nasıl bir yol izlemeliyim?
   Kızınızın kronolojik yaşı gereği okula başlaması gerekiyor olmasına karşılık, akademik ve duygusal olarak okul olgunluğuna erişememiş olabilir. Zorlayıcı olmadan oyun ve akademik alan arasında bir dengelemeye gitmeniz, çalışma süresini kısa tutup dikkati dağılmadan mola vermeniz yarar sağlayabilir. Ancak birinci dönemin sonunda sınıfın gerisinde olduğunu görürseniz öğrenme ve dikkat sorunları açısından değerlendirilmesi yol gösterici olacaktır.
Bu sene ilkokula başlayan 5,5 yaşdaki yeğenimin sınıfında 8 yaşındaki çocuklar da var ve onlar yeğenimi yanlış yönlendiriyor. Oğlumu seneye okula vermekle ilgili kuşkularım oldu. Ne yapmalıyım?
   Okula başlamak için kronolojik yaşın aslında çok önemi yoktur. Çünkü aynı yaştaki çocukların gelişimi ile ilgili bir ortalama olsa da her zaman bireysel farklılıklar söz konusudur. O nedenle okula başlamadan önce yaz aylarında çocuğunuzun akademik ve duygusal olgunluğunun değerlendirilmesi için bir uzmandan danışmanlık alabilir ve okula hazır olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Bazı çocukların akademik hayata adapte olmaları için daha fazla vakte ihtiyacı olabiliyor. Ancak hareketlilik devam ederse dikkat alanında bir değerlendirme yaptırabilirsiniz.
12 yaşında 7’inci sınıfta okuyan oğluma ders çalıştırmakta çok zorlanıyorum. Ders çalışmasını sağlayabilmek için neler yapabilirim?
   Çocuğunuzla ders ,çalışırken öğrendiği konuların günlük yaşamda ne şekilde işe yarayabileceği hakkında bilgi verebilirseniz öğrenme motivasyonu artabilir. Aynı şekilde yapamadıklarına değil, iyi yapabildiklerine odaklanır ve eksiklerini daha az vurgularsanız, geribildirimlerinize karşı daha açık olabilir. Bununla birlikte çalışma planlarını yaparken çocuğunuzun ihtiyaç ve isteklerini göz önünde bulundurarak uyulması kolay bir program hazırlamanız yararlı olabilir. Son olarak, henüz o çalışmaktan sıkıldığını dile getirmeden siz onu gözlemleyerek dikkatinin dağılacağını hissettiğiniz zamanda bir mola vermesini söyleyebilirsiniz.
4. sınıfa giden oğlum ders çalışmak istemiyor. Ancak birlikte yaparsak ödev yapılıyor. Ben de çalışıyorum fazla vaktim olmuyor. Ne yapabilirim?
   Çalışan anne babaların en çok zorlandığı konulardan biri ödev yapmaktır. Çocuğunuza ödevin onun okula karşı bir sorumluluğu olduğunu, buradaki rolünüzn ancak destek verici olabileceğini söyleyebilirsiniz. Bu zamandan sonra artık onunla ödev yapmayı azaltarak bırakmanızı öneririm. Bunun yerine birlikte çeşitli zihinsel becerileri geliştirecek kutu oyunları oynayabilirsiniz. Çalışan anne baba ile daha uzun ilişki kurabilmek için ödevlerini yavaş yapan, bir türlü bitiremeyen ve ödev sürecini uzatmaya çalışan birçok çocuk tanıyorum. Ödev çocuk için anne-baba ile iletişim kurma yolu olmamalı. Ödev dışındaki vakitlerde çocuk için daha keyifli paylaşımlarınız olabilirse ödev süreci kısalacaktır.

İdeal ders ortamı ne

EN ideal ders ortamı, ergonomik bir masa ve sandalye ile oluşturulabilir. Yatakta ve yüz üstü yatarak okumak, yazmak sağlıksızdır. Ayrıca ailenin yaşam alanında ödev yapmak çocuğun odaklanmasına engel olur. Açık televizyon, aile bireylerinin konuşmaları süreci olumsuz etkileyebilir. En ideal koşul, yeni havalandırılmış, çalışma masası ve sandalye bulunan bir odada tek çalışmadır. Son dönemde çocuklar ders çalışma ile soru çözmeyi aynı görüyor. Oysa konuyu bilmeden sadece soru çözmenin, yapılan yanlışları veya boş kalanları öylece bırakmanın öğrenme sürecine bir katkısı olmaz. Çocuk bildiği kadarını bilmeye bilemediklerini görmezden gelmeye devam edecektir. Doğru tutum, konuyu çalıştıktan sonra soru çözmek, yanlışların nedeninin ne olduğunu belirlemek (dikkat hatası, bilgi eksikliği, yanlış anlama, vs.) ve boş soruların üzerinden geçmek olmalı.  
PEKİ, ne kadar
Ödev için ayrılacak zamanı bir çok faktör belirler. Öğrencinin motivasyonu, boş zamanı, ödevin özelliği, öğrencinin genel ve özel kabiliyet derecesi gibi önemli faktörlerdir. Genelde 3. sınıfa kadar öğrenciler ödeve 20 dakika ayırmalı. Bu süre 4 ve 5.sınıflar için 40 dakikaya çıkabilir. 6., 7 ve 8. sınıflar için bu süre 1.5-2 saat olabilir. Lise öğrencileri okul dışındaki zamanlarının 2.5-3 saatini ödeve ayırabilirler.

Çocuklara ödevi sevdirmenin 5 yolu

Evde ödev yapmak istemeyen çocuğa ödev nasıl sevdirilir ? 

Okul yaşındaki çocukların en az sevdiği kelimelerden bir tanesi, ÖDEV. Ödev yapmak hiçbir çocuk için eğlenceli değildir ve genellikle evde ödev'in yapılması ile ilgili birçok sorun yaşarsınız.

Ancak bunun bir çözümü var ;

Çocuğunuzun ödev yapmak istememesinin altında yatan nedenleri anlamak. Motivasyon eksikliği mi, evdeki düzen mi, yoksa ödevi yapacak kadar konuyu öğrenememiş olmak mı ?

Psikoloji şöyle bir prensip varmış : "Eğer birisine sevmediği bir şeyi sevdirmeye çalışıyorsanız, ortamı ve çevresini seveceği hale getirmeniz gerekir."

Bizim konumuza gelecek olursak, bu durum "çocuğunuzun için onu mutlu edecek bir çalışma düzeni ve çalışma alanı yaratmak" manasına geliyor.

1) ÖDEV YAPMAK İÇİN BİR ZAMAN BELİRLEYİN

Okulun ilk gününden itibaren, mutlaka ev ödevi için bir zaman belirleyin. Bu, hergün akşam yemeğinden önce veya sonra bir zaman olabilir. Uzmanlar, çocukların okuldan sonra evde biraz eğlenceli vakit geçirip kafayı rahatlattıktan sonra ödev yapmanın daha doğru olduğunu söylüyorlar.

Ama kritik olan ödev için net bir saat / zaman aralığı belirlemektir.

2) DERS ÇALIŞMAK / ÖDEV YAPMAK İÇİN BİR ÇALIŞMA ALANI OLUŞTURUN

Burada önemli olan, çalışma alanının neresi olacağından çok, bir çalışma / ödev yapma alanının belirlenmesidir. Bazı çocuklar için en uygun yer odalarındaki çalışma masası, bazıları için siz yemek yaparken, mutfak masası en uygun ödev yapma yeri olabilir. Bu alanın tüm dikkat dağıtıcı (gazete, cep telefonu, tablet bilgisayar vb.) şeylerden arındırılmış olması iyi olacaktır.

TV karşısında veya hergün başka bir yerde ödev yapan çocuklar var. Eğer çocuk hergün aynı saatte ve aynı yerde ödevinin başına oturmaya başlarsa, bu düzen çocuğunuzun ödev yapmasını daha kolay ve programlanmış hale getirecektir.

Çalışma alanında ödev için gerekecek tüm kırtasiye vb. malzemeleri hazır tutun çünkü eksik kalem, kalemtraş, silgi veya boyama kalemi almak için çalışma masasından kalkması konsantrasyonunu bozacaktır.

3) UZUN ÖDEVLERİ BÖLÜMLERE AYIRARAK VE ARA VEREREK YAPTIRIN

Küçük yaştaki çocuklar uzun süre konsantre olmakta zorlanırlar. Bu nedenle çocuğunuz uzun bir ödevin başına oturmuşsa, kendini zorlayıp, sıkılıp ödevi yapmaktan vazgeçmeden, siz ara verip sevdiği birşeyle oynamasını isteyin.

Maksimum 15-20 dakikada bir ara vermek idealdir. Böylece çocuğunuz ödevden sıkılmadan ara vermiş ve sevdiği birşeylerle uğraşmış olacaktır.  

4) ÖDEVİ OYUNA DÖNÜŞTÜRÜN

Oyunlaştırma kelimesini belki duymuşsunuzdur. Son zamanlarda epey popüler hale gelen bu kelime aslında bilerek veya bilmeyerek yıllardır uygulanan bir teşvik yöntemidir. Oyunlaştırma kısaca, oyun haricindeki bir konunun oyun mantığı ve mekaniklerini kullanarak daha fazla etkileşim almasını sağlamak için kullanılan bir tekniktir.

Kutulardan oluşan veya bir gülen surat çizelgesi yapıp, ödevin tamamını veya ilk kısmını bitirdiğinde, bir kutunun / gülen suratın içini boyamasını isteyebilir ve tüm kutuların içi boyandığında, çocuğunuzun çok sevdiği birşeyle vakit geçirmesine, uzun zamandır oynamadığı ve sevdiği bir oyunu oynamasına izin verebilirsiniz.

Veya sayı sayma, heceleme ödevi yapıyorsa, eğitici oyun kartları kullanarak, harf, heceleme veya sayı sayma ödevlerini oyunlaştırabilir ve ilgisini daha çok çekecek unsurlarla, ödevde istenen konuyu farkında olmadan çocuğunuza öğretmiş olabilirsiniz.

5) MÜZİK EŞLİĞİNDE ÇALIŞMASINI SAĞLAYIN

Araştırmalar, hiperaktif çocukların ve yaşta biraz daha büyük çocukların fonda müzik varken daha çok ders çalıştığını / ödev yaptığını gösteriyor. Eğer çocuğunuz müzik dinlemeyi seviyorsa, tercihen entrümental bir fon müziğiyle ödev yapmasını daha kolay bir hale getirebilirsiniz. Deneyin.

EV ÖDEVİ YAPMA STİLLERİNİN AKADEMİK BAŞARIYA ETKİSİ

Özet: Ev ödevi, öğrencinin öğrendiklerini pekiştirmesinde, kendi kendine öğrenebilmesinde, kendi öğrenmesine aktif olarak katılmasında en büyük etkendir. Aynı zamanda ödev yapma alışkanlıkları bize öğrencinin başarısı hakkında da ipuçları verir. Öğrencilerin ödev yaparken yaptıkları tercihler öğrencilerin akademik başarılarının da bir göstergesidir. Bu çalışmada, ev ödevi yapma stillerinin başarı ile ilişkisinin ve yapısının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, Balıkesir ve ilçelerinde bulunan 4 ilköğretim okulundan, yüz 6., 7. ve 8. sınıf öğrencisi katılmıştır. Çalışmada nitel ve nicel araştırma metotları birlikte kullanılmıştır. Çalışma sonunda kız ve erkek öğrencilerin ödev tercihleri ile akademik başarı arasındaki ilişkisine bakılmış ve ödev yapma tercihlerinin; akademik başarıyla kuvvetli bir ilişkisinin olduğu bulunmuştur. Genel olarak, başarıları yüksek olan öğrencilerin tersine, başarıları düşük öğrenciler, mutlaka motive edilmeleri gerektiğini, düzensiz olduklarını belirtmişlerdir. Aile katılımının akademik başarıyı arttırdığı sonucuna ulaşılmaktadır. Ödev yapma stillerinden yola çıkarak öğrencilerin tercihlerine göre öğretmenlere ve velilere bazı önerilerde bulunulmuştur.

Giriş: Ödev, aktif öğrenme etkinliklerinden bir tanesidir. Aktif öğrenme, çıkışı çok eskiye dayanmasına rağmen son çeyrekte çok kullanılan öğretim tekniklerinden birisidir. Değişik etkinlikler ve uygulanan öğretim teknikleri ile öğrencilerin öğrenme kapasiteleri arttırılabilir. Bu nedenle öğrencinin bir konu alanına özgü bilgi ve becerileri öğrenirken diğer yandan öğrenmeyi öğrenmesi sağlanabilir. Şu anda birçok gelişmiş ülkede aktif öğrenme ile ilgili araştırma ve uygulamalar yürütülmekte ve bu çalışmalar çeşitli fonlarla desteklenmektedir. Aktif öğrenmede, öğrenen aktif olduğundan öğrenme kalıcı olmaktadır. Öğrenme ve pekiştirmede, ödev hazırlamanın (öğrenci kendi hazırlarsa) etkili bir yöntem olduğu bilinir. Eğer öğrenenlere ödevin nasıl, hangi plan dahilinde yapılacağı, sonunda nelerin elde edileceği vb. bilgiler paketlenmiş bir biçimde sunulursa ödev yapmak da fazla etkili olmayacaktır. Ödevin kullanılmasında öğrenenin aktifleşmesi, küçük yönlendirmelerle ödevini yapması ve sonuçları keşfetmesi ile sağlanmalıdır. Ödevi etkin öğrenmede kullanmanın amacı: araştırma yaparak bilimsel düşünmeyi öğretmek; bilgi kaynaklarına ulaşmayı öğretmek; problem çözme becerilerini kazanmak; neden sonuç ilişkisini kurmayı öğretmek; kendilerini yenilemeyi öğretmek;toplumsal bilinç kazandırmak; iletişim becerilerini kazandırmak; akıl, bilgi, teknoloji üretebilmeyi sağlamak; yönetici ve girişimci insan olmayı öğretmektir. Ayrıca ödevi grup ile yapmalarının sosyal becerileri geliştireceği de açıktır. Ödev yaparken kazanılması gereken en temel sosyal beceriler: duygu ve düşünceleri ifade edebilme, başkalarına güven ve olabilecek riskleri karşılayabilme; yeni arkadaşlıklara açık olma; söylemek istediğini karşı tarafa doğru anlaşılabilecek şekilde aktarabilme; sürekli sosyal ilişkiler oluşturabilme; değişik düşüncelere sahip olabilmeyi normal karşılama ve kabul etmedir. Ödev iki şekilde verilebilir: grup ödevi ve bireysel ödev. Ödev hazırlarken öğrenciler, başta öğrenci, ortam, öğretmen, aile, çevre ve zaman olmak üzere öğretim sisteminin çeşitli öğelerinden kaynaklanan nedenlerle engellenebilir. Örneğin, öğrenciler bağımsız çalışmaya, kendi öğrenmeleri ile ilgili kararları almaya alışık olmayabilirler. Bu düzenlemeyi yapabileceklerine inanmayabilirler. Öğrenciler, ödevi başkalarına yaptırabilir, yeterli kaynak bulamayabilir yada kaynaklara ulaşamayabilir, parası yeterli olmayabilir, zaman problemi olabilir, ödevi kendisinin yapabileceğine inanmayabilir, kendi kararlarını kendisi veremeyebilir, bağımsız çalışma alışkanlığı edinmemiş olabilir yada ödev yapacağı ortam uygun olmayabilir. Birçok eğitimci, ödevin akademik başarıyı arttırdığını ve okuldaki öğrenmenin artmasına katkıda bulunduğunu düşünmektedir. Öğretim stratejisi olarak da ödev literatürde geniş yer bulmaktadır. Literatürde ödev kullanımının gerekliliği (uygun kullanıldığı takdirde) nin yanında karşıt eleştiriler de yer almaktadır. Ayrıca, ödevlerin başarı ve verimliliği arttırması için eğitsel arabuluculuk programları tasarlanmıştır. Eğitimcilerin ve ailelerin ödevlerin öğrenme üzerinde pozitif etkisinin olduğuna dair yaygın görüşler olmasına rağmen bu konu üzerine yapılan araştırmalar azdır. Yapılan birkaç çalışma, ödevin akademik başarıya etkisi ile sınırlı kalmakta ve bu yetersiz bulgulara yol açmaktadır. Örneğin ödevin öğrenci başarısı üzerine pozitif etkisi, yüksek okul ve kolej düzeyinde rapor edilmiştir (Doyle ve Barbar; Fehrman, Keith ve Reimers). İlköğretim düzeyinde bir iki çalışma ile raporlaştırılmıştır. Bunun yanı sıra, diğer çalışmalar, ödev üzerinde harcanan zamanın bir rolü olarak öğrenci başarısında bir farklılık olmadığını; veya öğrencilerin ödeve yönelik tutumları ile ödev miktarı arasında negatif bir ilişki buldular. Önceki ödev ile ilgili çalışmaların tümü ödevin özellikleri üzerine (çeşitleri, kalite, miktar, notlandırma, geri bildirim) odaklandı. Ödevi yapan kişinin bilişsel ve kişisel özellikleri (zaman, yer koşullarının bireysel öncelikleri) ve okul dışındaki öğrenme süreci üzerindeki diğer etkileri (kültür, alt kültür, ana-babanın, kardeşlerin etkisi) gibi konular daha az ilgi gördü. Çok az sayıdaki çalışma ise ödevi yaparken öğrenme stilini nasıl kullandığı üzerine yapıldı. Eğer yapılan ödev öğrencinin kendi öğrenme stilleri ile örtüşüyorsa bu ödevin öğrencinin akademik performansını geliştirdiği rapor edilmiştir. Örneğin günün kendileri için en uygun zamanı, ışık, ses, mobilya düzeni, gibi bireysel tercihleri uygun bir çevrede ödev hazırlamak gibi. Bu çalışmada, tüm bu bahsedilen koşullar dikkate alınarak bir ölçek hazırlandı, ve 6, 7, 8. sınıf öğrencileri tarafından dolduruldu. Bu çalışmanın altında yatan varsayım okul ve okul dışındaki öğrenme için bireylerin kişisel tercihlerinin aynı olduğudur. Hong(1999) okul içi öğrenme stili ve okul dışı öğrenme veya ödev stillerinin teorik ve deneysel olarak ayırdı. Okul içi ve okul dışı öğrenme tercihleri için geliştirdikleri ankette: öğrenme tarzı ve ödev tarzı ilişkili olmasına rağmen aynı zamanda bunları deneysel olarak ayrıştırılabildi, yüksek ödev başarısı ve düşük ödev başarısı sergileyen öğrencilerin ödev tarzları arasında farklı desenler buldu. Şu da unutulmamalıdır ki ödev yaparken veya okulda öğrenme sırasında öğrencilere her zaman tercih ettikleri şartlar altında öğrenmelerine izin verilemez. Öğretmenler ve aileler genellikle en iyi başarıyı elde edecek öğrenme koşulları hakkında güçlü fikirlere sahiptirler. Ancak bu fikirler öğrenciler tarafından tercih edilen şartlarla çelişebilir. Öğretmenler yada ana baba tarafından belirlenen çalışma, ödev yapma koşulları öğrencinin kişisel beklentileri ile uyuşabilir yada uyuşmayabilir. Okulda öğrenme sitilleri üzerine yapılan araştırma öğrencilerin yeni veya zor bir materyali öğrenirken kendi bireysel öğrenme sitili tercihleri ile uyumlu bir ortamda bulunmaları okulda daha yüksek seviyede akademik başarı sergilediklerini gösterdi ve öğrenmeye yönelik daha fazla olumlu tutumlar gösterdikleri kendi bireysel tercihleri ile uyuşmayan bir okul ortamında öğrenen öğrencilere göre yukarıda ileri sürülen ödev sitili ve öğrenme sitili arasında bulunan ilişkilerle birlikte bu bulgulara dayanarak, kendi öğrenme sitili tercihleri ile uyuşan bir ortamda ödevlerini yapan öğrencilere ödev başarısında benzer bir artış olacağını düşünmek mantıklıdır. Buna rağmen, bu varsayım deneysel olarak gösterilmekle kaldı. Son çalışmalarda, tercih edilen ile gerçek verilen ödevleri birbirinden ayrıldı ve ikisi arasındaki kültürel ve cinsiyet farklılıkları karşılaştırılarak ilişki incelendi (Hong,1999).

Okulda öğrenme tarzında farklı kültürel yapılardan bireyler arasında ve cinsiyetler arasındaki farklılıklar birçok çalışma da rapor edildi. Kız ve erkek öğrenci farklılıklarından çok öğrenme stillerinin bir çok unsurundaki farklılıklara dikkat çekildi. Örneğin, kız öğrenciler informal bir ortamda (yere yatarak, uzanarak, bir yerde oturmaktan ziyade hareket etmelerine izin veren bir ortam ) çalışmayı ve ödev yapmayı tercih ettiklerini rapor etmişlerdir. Koreli ve Amerikalı çocuklar incelendi. Koreli çocuklardaki öğrenme stilinin incelenmesi ilginçtir, çünkü, bu çocukların uluslararası sınavlarda aldıkları matematik ve fen puanları çok yüksektir. Okul dışı öğrenmelerindeki tercihlerin cinsiyetler arasındaki ilişkisi ise daha önce incelenmemişti.

Yöntem: Çalışmaya Balıkesir ili ve ilçelerinde bulunan 4 ilköğretim okulundan 100 öğrenci (6. 7. 8. sınıf) katılmıştır. Okullardan ikisi MLO okuludur. Öğrenciler çalışmaya gönüllü katılmışlardır. Öğrenciler farklı özgeçmiş, sosyo-ekonomik düzeye sahiptir. Okulda araştırmanın yapıldığı gün okulda bulunan öğrenciler çalışmaya katılmıştır.

1.1.Problem Cümlesi Ev ödevi yapma stillerinin, matematik, fen ve Türkçe notları ile ilişkisi nedir? Yüksek, orta, düşük başarı düzeyindeki öğrencilerin ödev yapma stillerinde ne gibi benzerlikler ve farklılıklar vardır?

1.2 Alt Problemler: 1. Öğrencilere ev ödevlerini yapmada etki eden faktörler nelerdir? 2. Öğrencilerin ödev tercihleri nelerdir, düzeylere göre nasıl bir değişim gösterir? 3. Ortam, aile, öğretmen, zaman, ödevin tarzı, ödev tercihleri, motivasyon her düzeyde nasıl bir değişim göstermektedir?

1.3.Sayıltılar: 1.Yüksek, orta, düşük başarı düzeyindeki öğrencilerin matematik, fen ve Türkçe derslerinden aldıkları notlar akademik başarı olarak kabul edilmiştir. 2.Denetim altına alınamayan değişkenler bütün grupları aynı şekilde etkilemiştir.

1.4.Sınırlılıklar: Bu araştırma 2001-2002 öğretim yılı bahar dönemi, Balıkesir ili ve iki ilçesinde bulunan toplam 4 ilköğretim okulunun 6,7 ve 8. sınıf öğrencileri ve kullanılan veri toplam aracı ile sınırlandırılmıştır.

2.YÖNTEM:

2.1.Evren ve Örneklem: Bu araştırmanın evrenini Balıkesir İlindeki ilköğretim okulları, örneklemini ildeki iki ve iki farklı ilçedeki iki ilköğretim okulunun 6, 7, ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır.

2.3.Verilerin Toplanması: Verilerin toplanması için çeşitli araçlardan yararlanılmıştır:gözlem kayıtları-öğrenci dosyaları; Tutum ölçeği: Araştırmacı tarafından geliştirilen bir anket hazırlanmış ve bahar yarıyılının Mayıs ayında uygulanmıştır. Likert tipi ölçeğin geçerliliği 0.72 ve güvenilirliği 0.95 bulunmuştur. Uygulama esnasında öğrencilere boş bırakmamaları konusunda uyarıda bulunulmuştur. Ölçek geliştirilirken: literatür taraması; rasgele seçilen 6, 7,ve 8. sınıf öğrencileri ile görüşmeler yapılmış; seçilen maddeler eğitimcilerin görüşleri doğrultusunda tekrar gözden geçirilmiştir. 5li likert tipi ölçek 69 maddeden oluşmuş; son şekli verilen ölçek rasgele seçilen 100 kişiye uygulanmış; geçerlilik ve güvenilirlilik analizleri yapılmıştır. Bu araştırmada ölçekteki maddelerin iç tutarlılığını belirlemek amacı ile yapılan madde analizleri sonucunda 4 maddenin madde ölçek korelasyonu 0.20 nin altında geçersiz olarak çıkmış olup madde sayısı 69 da kalmıştır. Yapı geçerliliğini sağlamak için Verimax dönüştürülmüş faktör analizi uygulanmış olup faktör yükü 0.40 ın üzerinde olan maddeler seçilmiştir.Yapılan faktör analizi sonucunda 69 maddenin 10 faktöre dağıldığı ortaya çıkmıştır. Saptanan her faktörün ayrı ayrı Cronbach ? sı iki yarı güvenilirlik katsayısı ile eigen değerleri, değişken yüzdeleri, faktör yükleri, madde ölçek korelasyonu hesaplanmıştır. Cronbach ?= 0.88, iki yarı güvenilirlik katsayısı= 0.80, eigen değerleri 1 den büyük 10 faktöre eşlenmiştir.

2.4.Verilerin Çözümlenmesi: Verilerin çözümlenmesinde betimleyici çözümlemeden yararlanılmış ve SPSS 6.0 kullanılmıştır. Ortalama ve standart sapmalar hesaplanmıştır. Bu karşılaştırmada alınan ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığı bağımsız gruplarda t testi ile sınanmıştır.

3.BULGULAR VE YORUM

Öğrenciler matematik, fen bilgisi ve Türkçe derslerinden aldıkları notlara göre yüksek, orta ve düşük düzey olmak üzere üç gruba ayrılmışlardır. Grupların aldıkları puanların ortalamaları Tablo 1 de verilmiştir. Ortalama Matematik 2.82; Türkçe 2.93; Fen 2.99 dur. Yüksek grubun ortalamaları (Y): sırasıyla 4.75; 4.85; 4.87 (ortalama: 4.82 ); orta grubun (O): 2.66; 2.79; 2.65 (ortalama: 2.73 ); düşük grubun ise (D) 1.05; 1.35; 1.45 (ortalama: 1.26) dır.

Her üç gruptaki öğrenciler yalnız başlarına, sessiz bir ortamda ve masada çalışmaları gerekliliğine katılıyorlar. O ve D dekiler gürültüden etkilenmezken yine de TV -radyo dinlemediklerini belirtiyorlar ve az ışıklı bir ortamda çalışmayı tercih ediyorlar. Öğretmen otorite ise, ödevi kontrol edecek ise Y ve O daki öğrenciler ödev yapıyorlar. D dekiler ise öğretmen ikna ederse o zaman ödevi yapacaklarını söylüyorlar. O ve D öğretmen ödevi yapabileceklerini hissettirirse ödevi yapacaklarını belirtiyorlar. Yani D dekilerin öğretmenin motivasyonuna ihtiyaçları var. Düşük grupta bulunan öğrenciler her ne olursa olsun, kim zorlarsa zorlasın ödev yapma taraftarı değiller. Y ve O dakiler Ödevi verildiği gün yapıp zamanında teslim ediyorlar. Zaman için bir şeyler söylemek zor bu konunun daha derin bir şekilde araştırılması gerekmektedir. Y deki öğrenciler sabah ödev yapma fikrine katılmıyorlar. O dakiler ödevlerini teneffüs aralarında yapma fikrine kısmen katılıyorlar. Y ve O dakilerin aksine, D dekiler ödevin zaman kaybı ve gereksiz olduğunu düşünüyorlar. Ödevin yapılmasından sorumlu olduklarında ödevi yapıyorlar. Y dekilerin tam aksine, O dakiler ödev yaparlarsa başarılı olacaklarına inanmıyorlar. D dekilerin tam aksine, Y ve O dakiler kendilerini motive ediyorlar, yada bir büyüğünün motive etmesini istiyorlar. D dekiler öğretmen bizzat ilgilenirse motive olduklarını belirtiyorlar.

4.SONUÇ VE ÖNERILER

Bu bölümde elde edilen bulguların ışığında çalışmanın sonuçlarına yer verilmiş ve öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır. Okul ortamlarında öğrenmenin gerçekleşeceği koşulları genellikle öğretmenler belirler. Öğrencilerin seçenekleri sınırlı olduğu için tercih edilen ve gerçekte uygulanan ödev stilleri arasındaki büyük farklılıklar anlaşılabilir. Evde çalıştığı şartları büyük ölçüde öğrencinin kendisi belirlediği için gerçekte uygulanan ve tercih edilen ödev stilleri arasındaki ayrılıkların daha az olacağını varsayabiliriz. Bununla birlikte bizler birçok öğrencinin kendi tercihlerine uygun şartlar altında öğrenmediğini ve yine kendi tercihlerine göre ödevlerini yapamadıklarını belirledik. Öğrenmenin evde olduğu durumlarda öğrenmenin bireyin kendi tercihlerine uygun şartlar altında gerçekleşeceğine dair bir garanti yoktur. Sebep, evde çalışma şartlarının öğrencinin kendisi tarafından değil de büyük bir oranda aile veya diğer durumlar tarafından belirlenmesidir. Perkins ve Milgram (1996) ailelerin çocuklarının ödev stili tercihlerinin bilincinde olmaları gerektiğini bildirmiştir. Maalesef bazı aileler ödev yaparken çocuklarının kendi tercih ettikleri ödev stilleri kullanmalarına izin vermiyorlar. Örneğin bu çalışmada belirlediğimiz gibi, çocuk ödev yaparken kendi yaşıtlarıyla veya informal bir ortamda çalışmayı tercih edebilir fakat aile buna izin vermeyebilir. Sınıf ortamını öğrencilerin bireysel öğrenme stillerine uygun olarak ayarlamak için bazı çalışmalar yapılmıştır.(Boulmetis ve Sabula, 1996; Hodgin ve Wooliscroft, 1997; Neely ve Alm, 1992). Öğrenciler kendi öğrenme stillerine uygun olarak öğrendikleri zaman akademik başarı ve okula karşı olan tutum gelişmektedir (Lenehan et al.,1994; Marino, 1993). Benzer çabalar evdeki öğrenme ortamını çocukların bireysel tercihlerine uygun hale getirmek için de gösterilmelidir. Eğer okul dışındaki öğrenme ortamı öğrencilerin bireysel tercihlerine uygun bir şekilde değiştirilirse ödev başarısında ve tutumlarda benzer gelişmeleri beklemek mantıklı olur. Öğretim stratejilerinin öğrencinin bireysel tercihleriyle uyum içinde olduğu zaman başarının ve tutumların geliştiğine dair kanıtlar toplanmasına rağmen okullarda bu çeşit bir uyum hala çok az derecede bulunmaktadır. Buna rağmen eğer aileler; çocuklarının tercihlerine uygun bir ortamda ödevlerini yapmalarına izin verdiklerinde bunun onlara getireceği faydanın bilincinde olurlarsa, öğrenme ortamlarını çocuklarının tercihlerine göre ayarlamak için bütün bir sınıfın bireysel tercihlerini sağlamaları beklenen öğretmenlere göre daha fazla gönüllü olacaklardır. Ayrıca ödevlerini evde her zaman aynı yerde yapmayı ve daha formal bir şekilde dizayn edilmiş mobilyalı, parlak ışıklı bir odada çalışmayı tercih ettiklerini ifade ettiler. Tercih edilen ve gerçekte uygulanan ödev stilleri arasındaki cinsiyet farklılıkları, özellikle farklı kültürlerde, görüşme yöntemleri kullanarak daha geniş araştırmalar yapmayı gerektiren bir konudur. Bu çalışmada kullanılan ödev stili anketleri öğrencilerin yapması gerekli olan farklı ödev çeşitleri arasında ayırım yapmaz. Öğrenciler alıştırma veya practise tipi ödevlere göre daha fazla yaratıcı ve bağımsız olmayı gerektiren ve ilgilerini çeken tercih edilen veya uygulanan ödev stilleri belirtebilirler. Ödev stilleri ve farklı ödev çeşitleri arasındaki ilişki araştırmaya değer bir konudur. Son bulgular ödev stillerinde, gruplar arasında farklılıklar olduğu kadar grup içinde de farklılıklar olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, çeşitli öğrenme ortamlarına uygulayabilmek için öğrenme ve ödev sitili tercihlerindeki farklılıkları anlamak önemli olmasına rağmen, her öğrencinin tercih profilindeki bireysel farklılıklar mümkün olan her vakitte düşünülmelidir. Ödev öğrencilerin ve ailelerin günlük hayatlarını oldukça etkiler. Ödevler aileler ve çocuklar arasında sık sık çatışmalara sebep olur. Aile içinde ödev konusu yüzünden oluşan gerginlikleri kısmen gidermek için bazı çalışmalar düzenlenmiştir. (Miller ve Kelly, 1994; O'Melia ve Rosenburg, 1994). Buna rağmen hiç kimse öğrencilerin ödev stilleri hakkındaki bilgilerini kullanmamıştır. Aileler çocuklarının ödev sitili tercihlerini belirleyerek, onlara ödevlerini kendi tercih ettikleri yolları kullanarak yapmaları için yardım edebilirler. Öğrencinin bireysel tercih profili fark edilebilir ve öğrencinin ödevini yapacağı ortam buna göre düzenlenebilir. Eğer aileler bu çabayı gösterirse ödevler büyük bir olasılıkla daha etkili olacaktır, öğrencilerin ödeve karşı tutumları daha olumlu olacak ve ödevler konusunda aile içi çekişmeler azalacaktır.

KAYNAKLAR

Açıkgöz, K.Ü.(1992).İşbirlikli Öğrenme: Kuram, Araştırma, Uygulama, Malatya:Uğurel Matbaası Boulmetis, J. and Sabula, A.M. (1996). 'Achievement gains via instruction that matches learning style perceptual preferences', Journal of Continuing Higher Education, 44, 15-24. Doyle, M. E. and Barber, B.S. (1990). Homework as a Learning Experiences (3rd. Edition). Washington, D.C: National Education Association. Fehrman, P. G., KeithT. Z. and Reimers T.M. (1987). 'Home influence on school learning: direct and indirect effects of parental involvment on high school grades', Journal of Educational Research, 80, 330-7. Hodgin, J. and ve Wooliscroft, C. (1997). 'Eric learn to read: learning styles at work', Educational Leadership, 54, 43-5. Hong, E. (1999). 'Preffered and actual homework style: a cross cultural examination' Educational Research Journal, 41(3), 251-265. Lenehan, M.C:, Dunn, R., Inghan, J., Sıgner, B. And Murray, J. B. (1994). 'Effects of learning-style intervention on college studets'achievement, anxiety, anger and curiosity', Journal of College Student Development, 35, 461,6 Neely, R.O. and Alm, D. (1992). 'Meeting individual needs: a learning styles success story', Clearning House, 66, 109-13. O'Melia, M.C. and Rosenburg, M.S. (1994). 'Effects of cooperative homework teams on the acquisition of mathematics skills by secondary students with mild disabilities', Exceptional Children, 60, 538-48.

Hülya GÜR
Balıkesir Üniversitesi, Necatibey Eğitim Fakültesi, OFMAE Bölümü, 10100
EV ÖDEVİNİN ÖĞRENCİNİN AKADEMİK BAŞARISINA ETKİSİ
THE EFFECT OF THE HOMEVVORK ON THE STUDENT'SACADEMİC SUCCES

ÖZET

Bu çalışmanın amacı, ilköğretim 3. Sınıf öğrencilerinin ev ödevininin akademik başarıları üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir. Çalışmada, matematik dersinin bir ünitesine dayalı olarak oluşturulan 33 soruluk başarı testi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi, 41 öğrenci oluşturmuştur. Denekler üç gruba ayrılmıştır. 1. Gruba hiç, 2. Gruba üç matematik ödevi 3. Gruba 15 matematik ödevi verilmiştir. Ön test sonuçları, gruplar arasında anlamlı farklılık göstermemiştir. Deneysel eğitim sonrasında başarı testi yeniden her bir gruba tekrar uygulanmıştır Son test sonuçlarında anlamlı farklık bulunmamıştır.

SUMMARY

The aim ofthis study is to determine the effects ofthe homework on the academic success of the students who attend third grade in primary schools. in the study, was used an achievement test which includes 33 questions that are based on a unit ofmaths. The sample ofthe study was consisted of 41 students. The subjects w er e divided into three second was given three questions of maths, and the third group was given 15 questions of maths. The results of the pre-test showed no signifıcant difference amongst the groups. After the expermental treatment, the achievement test was applied to each group again. The results of post-test showed no signiicant difference. Key Words: Homework, Success.

Giriş

Her gün öğrenciler okuldan eve dönerken, öğrenilen bilgileri pekiştirmeleri, bir sonraki günün derslerine hazırlıklı olmaları ya da yeni bilgiler edinmeleri için öğretmenler tarafından ev ödevi verilir. Ev ödevinin niteliği ve niceliği öğretmenden öğretmene değişkenlik gösterir. Bazı öğretmenler öğrencilere çok ağır ev ödevi verirken, ödevin niteliğini gözardı edebilirler. Bazı öğretmenler ise az, ancak öğrencinin düşünme becerilerini geliştirici nitelikte ev ödevleri verebilmektedir. Öğretmen I erdeki bu farklılıklara karşılık, öğrencilerin ev ödevlerini yapıp yapmamasına göre de birbirlerinden farklılıklar gösterirler. Ev ödevlerini düzenli biçimde yapan öğrenciler olduğu gibi, bu görevi düzenli yapmayan öğrenciler de bulunmaktadır.

Ev ödevinin başarı üzerinde etkisi var mıdır? sorusuna Keith (1986), Walberg, Paschal & Weinstein (1985) ev ödevinin başarı üzerinde güçlü bir etkisi olduğundan söz ederler. Ev ödevinin başarıyı geliştirdiğine ilişkin birçok kanıt vardır. İlkokul (Paschal, Weinstein & Walberg, 1984; Wolf, 1979), lise (Foyle 1984; Keith 1982; Keith & Page, 1985a), ,niversite (Polachek, Kniesner & Harvvood, 1978 ) öğrencileri üzerinde yaptıkları incelemelerde ev ödevinin başarıyı geliştirdiğini saptamışlardır (Cool, 1991). Bundan başka birçok çalışmada ev ödevlerinin başarı üzerinde olumlu etkilerinin olduğu saptanmıştır ( Foyle, 1985; Cooper, 1989; Timothy, keith, Thomas, Reimers, Fehmann, Potebaum ve Aubey, 1986).Walberg (1983a, 1983b), ev ödevlerinin etkilerine ilişkin olarak yapılmış 1966-1981 yılları arasındaki yayınlanmış ve yayınlanmamış 81 incelemenin analizini yapmışlardır. Analiz sonucuna göre bazı araştırmalar ev ödevinin öğrenme üzerinde etkisi olduğu sonucuna varırken; diğer bazıları ev ödevinin okul öğrenmelerini güdülemede uzak olduğu sonucuna varmışlardır (Paschal ve diğerleri, 1984).

Ev ödevlerinin bu olumlu etkilerine karşılık verilen ev ödevlerinin niteliği-niceliği uygulama biçimi dikkate alınarak daha verimli hale getirilmesiyle ilgili olarak bir çok araştırmacı ve yazar, çeşitli eleştiri ve önerilerde bulunmuşlardır. Murphy (1989) 92 lise üzerinde yaptığı araştırmada, bir öğretmenin ortalama bir sınıfa haftada 2 saat ev ödevi vermek için zaman harcadığını saptamıştır. Verilen ev ödevlerinin türleri arasında ders kitaplarında bulunan soruları yanıtlama oranı %50 ve yardımcı ders kitaplarından elde edilen soruları yanıtlama oranı %25 olduğu kaydedilmiştir. Denemeler ve araştırma projeleri gibi yüksek-düzeyli düşünme becerilerini gerektiren ev ödevlerinin ise öğretmenler tarafından nadiren verildiği saptanmıştır. Ders kitaplarında bulunan soruları ve yardımcı ders kitaplarında elde edilen soruların bazılarının programla ilgisizliği, halihazırda öğrenilmiş materyallerin gereksiz biçimde tekrar edilmesinin ev ödevini etkisizleştirdiği görülmüştür. Bir çok öğretmenin ders kitabında bulunan soruları ve worksheet görevlerini verme nedeni, zaman baskısının bir sonucu olabilir. Diğer bir yaygın öğretmen uygulaması verilen ev ödevinin biçimidir. Öğretmenler genellikle dersin son 5 dakikasında sözlü olarak ev ödevi yönergelerini vermektedir.Dersin sonuna doğru saate bakması öğrenciler üzerinde rahatsızlık oluşturur. Böylesi bir durumda bazı öğrencilerin dikkati dağıldığı için verilen ev ödevlerini yeterince anlayamaz veya söylenenleri unutur (Kazmierzak, 1994). Bununla beraber, öğrencilere eğer tekrara dayalı çalışmalar ev ödevi olarak verilirse sıkılırlar. Ayrıca öğrencilere, ev ödevi ya da program dışı etkinlikler verilmesi, aile veya arkadaşları ile harcayacakları zamanı sınırlayabilir. Ev ödevi kopya çekme veya hile yapma gibi hoşa gitmeyen karakteristik özelliklere yol açabilir. Ev çoğu zaman zayıf bir çalışma çevresidir. Özellikle çeşitli araç ve gereçler gerekiyorsa, aile satın alamayabilir veya parasal gücü yetmeyebilir. Ek olarak, aileler sakin çalışma için sesiz bir yer sağlayamayabilir. Çocuklarının ev ödevlerine yardım etmede çok istekli olan aileler ile karşıtı olan ailelerin çocukları arasında haksızlık ve öğrenciler arasında büyük eşitsizlik yaratır (Hill, 1992). Gordonia göre (1993) ev ödevlerinin yaşanarak yapılmadığı (müze, sanat galerilerini gezmek, gözlem gezileri yapmak gibi) ve öğrenme dürtüsü ile ele alınmadığı sürece hiçbir yararlı etkisi yoktur. Çocukların gözünde ev ödevleri her gece başlarının üzerinde sallanan Demokles'in kılıcı gibidir.

Alleman ve Brophy'e göre (1981) öğrencinin düzeyine göre hazırlanan bireyselleştirilmiş ev ödevi en uygun olanıdır. Genellikle uygulanan ders kitaplarında bulunan sorular yerine "hissederek yapma" yi içeren ev ödevleri verilmelidir. Oyunlar, Puzzller, ölçme etkinlikleri, anketler ve projeler, standart- uygulama ödevleri için alternatiftir. Bu etkinlikler anne-babalarm çocuklarına karşı ilgilerini ve okul ile diyaloglarını geliştirir. Örneğin öğrencilere yabancı dil dersi iÇin, okulda öğrendiklerini bir aile bireylerine öğretmesi ev ödevi olarak verilebilir. Öğrenciler dinleme ve konuşma becerilerini geliştirmek için bir teyp de kullanabilirler (Kazmierzak, 1994).

Ev ödevlerinin öğrencinin başarısı üzerinde olumlu etkilerinin yanısıra daha başka yararları da vardır. Ev ödevinin öğrencilere yaşamboyu sahip oldukları kendi kendine disiplin, bağımsızlık ve sorumluluk gibi kişisel özellikleri öğretir. Ayrıca öğrenci zamanını nasıl planlayacağını öğrenir. Ev ödevi çocuklara kendi yetenek düzeylerinde çalışmaları ve kendi ilgilerini keşfetmeleri için çocuklara yardım eder. Ev ödevi okul içinde olduğu kadar okul dışında da yer alan öğrenmeleri çocuklara öğretir . Ev ödevi aririe- babalarm çocuklarına ilgi göstermelerini sağlar (Hill, 1992). 1985'de Amerika da yapılan bir kamuoyu araştırmasında (Gallup pool) alınan sonuçlara göre; anne-babaların %49'unun ilkokula giden çocuklarının ev ödevlerine yardım ettiklerini söylemişlerdir. Bu durumun 1977'de %37 ( Feather 1985; Hill, 1992) olduğu düşünülürse, zaman içinde anne ve babaların çocukların ev ödevlerine yardımlarının arttığı görülür. Öğrencinin başarı ve çabaları üzerinde akranların, öğretmenlerin ve ebeveynlerin etkisini araştıran Natriello ve Mc Dili (1986), bu kişilerin herbirinift standardının öğrencinin ev ödevine harcadığı zaman üzerinde olumlu etkisinin olduğunu ifade ederler. Bir başka çalışmada, öğretmenlerin öğrenciye ilgi göstermesinin öğrencinin verilen görevleri tamamlamada daha istekli olmasını sağlamada önemli bir faktör olduğu kaydedilmiştir (Parish ve Parish 1989). ' ■

Brooks (1926), tarafından yapılan bir araştırmada, anne-babaları tarafından yardım gören öğrencilerin ev ödevlerini daha iyi yaptıklarını bulmuştur. Yine aynı çalışmada, kendisine rehberlik yapılmayan bir aile ortamında bulunan veya çeşitli nedenlerle ilgisiz anne- babaları olan çocukların yalnızca ev ödevlerinde değil, okulla ilgili tüm çalışmalarında çalışmalarında sorunlu " oldukları görülmüştür(Akt. Küçükahmet, 1987). Anne-babaların ev ödevine yardım etmesi ile öğrencinin akademik başarısında ilerlemenin olması (PAÜ. Eğitim Fak.Derg. 1999, Sayi:5)okuma gibi sözel derslerde oldukça küçük bir etki yaratırken, matematik ve fen gibi derslerde büyük etkisi olabilmektedir(Walberg, 1983b ; Paschal ve diğerleri, 1984).

Ayrıca daha etkili bir ev ödevi için öğrencinin tanınması gerekir. Tuckman (1992) yaptığı bir çalışmada, düşük benlik saygısı algılamaları olan olan öğrencilerin daha çok güdülerinin eksik olmasından dolayı ev ödevlerini yapmadıklarını ifade ettiklerini kaydetmiştir. Bu öğrenciler kendilerine verilen ev ödevlerinin uzun olmamasını isterler. Bir öğretmen uzun bir ev ödevinden çok her ders için kısa ev ödevleri verdiğinde, ev ödevlerin tamamlanması ve niteliğinin artmasını sağlayabilir. Bu nedenle ev Ödevleri kısa tutulmalıdır.

Ayrıca, öğrencilerin kendi kendilerine ev ödevi dosyası ve ev ödevi günlüğü tutmaları hem öğrenciye ve hem de öğretmenlere büyük yarar sağlar. Bunlar öğretmen tarafından özellikle öğretmenler ile anne- babalann görüşmesi sırasında bir başvuru materyali olarak kullanılabilir. Bununla birlikte, öğrencilerin ev ödevlerine ilişkin öğretmenlerine sözel, olarak ilettikleri mesajların yanısıra, öğretmenler yazılı olarak ev ödevinin niteliğine ilişkin ikinci bir kaynağa sahip olabilirler (Halnes 1990).

Bu çalışmanın genel amacı ilköğretimde ev ödevlerinin öğrencinin akademik başarısına ne derece etki yaptığını bulmaktır. Bu genel amaç doğrultusunda yapılan çalışmada şu sorulara yanıt aranmıştır:

1. İlköğretim okulu 3. sınıf matematik dersinde hiç ev ödevi yapmayan öğrencilerin akademik başarılarında nasıl bir değişme olacaktır?

2. İlköğretim okulu 3. sınıf matematik dersinde az ancak araştırma ve pekiştirmeye yönelik ev ödevi yapan öğrencilerin akademik başarılarında nasıl bir değişme olacaktır?

3. İlköğretim okulu 3. sınıf matematik dersinde çok miktarda tekrara dayalı ev ödevi yapan öğrencilerin akademik başarılarında nasıl bir değişme olacaktır?

Bu çalışmanın genel amacı ilköğretimde ev ödevlerinin öğrencinin akademik başarısına ne derece etki yaptığının bulmaktır. Bu genel amaç doğrultusunda yapılan çalışmada şu sorulara yanıt aranmıştır:

1. İlköğretim okulu 3. sınıf matematik dersinde hiç ev ödevi yapmayan öğrencilerin akademik başarılarında nasıl bir değişme olacaktır?

2. İlköğretim okulu 3. sınıf matematik dersinde az ancak araştırma ve pekiştirmeye yönelik ev ödevî yapan öğrencilerin akademik başarılarında nasıl bir değişme olacaktır?

3. İlköğretim okulu 3. sınıf matematik dersinde çok miktarda tekrara dayalı ev ödevi yapan öğrencilerin akademik başarılarında nasıl bir değişme olacaktır?

YÖNTEM

Örneklem

Ev ödevinin başarı üzerindeki etkilerini saptamak üzere yapılan bu araştırma yan deneysel bir çalışmadır.

Bu çalışmada örneklem grubu olarak Denizli Emsan İlköğretim okulu 3-D sınıf öğrencileri alınmıştır. 44 öğrencisi bulunan bu sınıfın 2 öğrencisi devamsızlık bir öğrenci de son testte bulunmaması nedeniyle 41 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur.

Ölçme aracı

İlköğretim 3. sınıf matematik dersinde bir ünite süresince işlenen konuları kapsayan 25 soruluk öğrencinin akademik başarısını ölçen bir başarı testi geliştirilmiştir.

Başarı testi 33 soru oluşturularak bu üniteyi önceki yılda görmüş olan 82 dördüncü sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Hazırlanan ölçme aracının ön denemesi dördüncü sınıflara uygulanmış, uygulamada elde edilen verilere bağlı olarak madde test korelasyonları (madde ayırt edici özelliği) hesaplanmıştır. Bu hesaplama sonucunda madde ayırt edici özelliği 0,30 olan maddeler ölçme aracından çıkarılmıştır. Madde ayırt ediciliği 0.30' un üzerinde olan test maddeleri nihai test maddelerini oluşturmuştur. Son şekli verilen ölçme aracı asıl örneklem grubuna uygulanmış testin güvenirlik katsayısı (KR-20) 0.87 olarak hesaplanmıştır.

Son şekli verilen ölçme aracı denemenin yapıldığı sınıfa üniteye başlamadan önce ön-test olarak uygulanmıştır. Öğrenciler tesadüfi olarak ön-test sonuçlarına bakılmadan 3 gruba ayrılmıştır. 1. gruba hiç ev ödevi verilmemiştir. 2. gruba az ancak araştırma ve pekiştirmeye yönelik ev ödevi verilmiştir. 3. gruba çok ve tekrara dayalı ev ödevi verilmiştir. Ünitenin sonunda gruplara aynı ölçme aracı tekrar son-test olarak uygulanmıştır.

Verilecek ev ödevleri sınıf öğretmeni ile işbirliği içinde hazırlanmıştır. 3 haftalık ünitenin sonunda son test uygulanarak öğrencilerin o üniteye ilişkin başarıları ölçülmüştür.

Verilerin Analizi

Verilerin analizinde SPSS istatistiksel bilgisayar paket programı kulanılmıştır. Grupların ön-test-son-test sonuçları aritmetik ortalaması, Ss, korelasyon katsayıları ve gruplar arası grup içi t değerleri hesaplanarak gruplar arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığına bakılmıştır.

Gruplar arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı anlamak için, ön-test ve son-test sonuçlarında tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Her grubun kendi içindeki ön-test ve son-test sonuçlan arasındaki ilişkiyi belirlemek için ise, eşleştirilmiş t testi kullanılmıştır.

BULGULAR

Bu bölümde hiç ödev verilmeyen, az ödev verilen ve çok ödev verilen grupların akademik başarılarına ilişkin bulgulara yer verilmiştir. Araştırmada elde edilen verilere dayanarak, ortaya konan amaçların gerçekleşebilmesi için, deneme öncesi grubların başarı durumları Tablo l'de verilmiştir. Oluşturulan grupların üniteye başlamadan önceki ön bilgilerinin birbirine eşit olup olmadıklarına bakılmıştır. Tablo l'de görüldüğü gibi gruplarm ön-test başarı ortalamaları birbirine yakındır. Tablo 1. Ön test Son test Puanlarına Göre Grupların Karşılaştırılması l.GRUP HİÇ ev ödevi verilmeyen

n x ss 2.GRUP Az ev ödevi verilen n x ss 3.GRUP «ok ev ödevi verilen n x ss TEST 14 11.64 5,17 13 11.00 3,33 14 14,85 6,66 SON TEST 14 14.21 5,16 13 15,53 4,49 14 16,64 6,22

Grupların ön-test başarı puanları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını anlamak için tek yönlü varyans analizi kullanılarak hesplanmaya çalışılmıştır. Çok ev ödevi verilen grubun başarı ortalaması deneme öncesi diğer grublardan biraz yüksektir. İşlenecek üniteye ilişkin biraz fazla ön bilgiye sahip olan bu grubun ön- test başarısının, diğer gruplarla anlamlı bir farklılık

oluşturduğu söylenemez(Bkz. Tablo 2). Deneme öncesi bütün grupların aynı akademik başarı düzeyinde oldukları söylenebilir.

Tablo 2. Grupların Akademik Başarı Ön Test Puan farklarının Karşılaştırılması

D.F. Kareler Toplamı Kareler ortalaması F P

Gruplar arası 2 117.27 58.63 Gruplar iÇi 38 1092.93 28.76 2.0386 P>0.05 Genel 40 1210.19

Grubparın kendi içinde ön-test ve son-test sonuçları arasında gösterdikleri değişimi irdelemek için yapılan eşleştirilmiş t testi sonuçları Tablo 3'de verilmiştir.

Tablo 3. Grupların ön-test son-test puanlarına göre kendi içinde Karşılaştırılması

-N-TEST n x SD SON-TEST n x SD t P

1 .Grup 14 11.64 5.68 14 14.21 5.16 3.63 0.01 2.Grup 13 11.00 4.49 13 15.53 3.33 6.37 0.001 3.Grup 14 14.85 6.22 14 16.64 6.66 2.87 0.05

Tablo 3 te yer alan sonuçlara bakıldığında her üç grubun ön-test ve son-test puanları arasındaki değişimin p0.05 düzeyinde anlamlı olduğu görülmektedir. Ünite sonunda her1 üç grubun da akademik başarıları yükselmiştir(Bkz.Tablo 3).

Grupların son-test başarı puanları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını anlamak için yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda (p>0.05), anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Grupların başarı düzeyleri arasında1 anlamlı bir farklılık yoktur(Bkz.Tablo 4).

Tablo 4. Grupların Akademik Başarı Son Test Puan farklarının Karşılaştırılması

D.F. Kareler Toplamı Kareler ortalaması F P

Gruplar arası 2 41.39 20.69 Gruplar içi 38 1056.80 27.81 .7442 P>0.05 Genel 40 1098.19

Sonuç olarak, ilkokul birinci dönemde ev ödevinin öğrencinin akademik başarısı üzerinde etkili olmadığı söylenebilir. Hiç ev ödevi verilmeyen, az ev ödevi verilen ve çok ev ödevi verilen grupların akademik başarıların da ödev faktörünün rol oynadığı söylenemez.

TARTIŞMA

Bu araştırma ev ödevinin akademik başarı üzerindeki etkisini ölçmeyi amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ev ödevinin hiç, az ve çok miktarda verilmesinin gruplar arası ve grup içi karşılaştırmalarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Gruplar arası başarı puan ortalamaları yönünde az ödev verilenler lehine bir farklılık mevcuttur. Ancak sonuçlar arasında anlamlı bir farklılık yoktur.

Yurt dışında yapılan çok sayıda araştırma sonuçlarına göre ev ödevinin başarı üzerinde olumlu etkisinin kanıtlan bulunmaktadır. Mevcut araştırma sonucunda bu bulgulara ulaşılmamıştır. Bunun nedeninin verilen ev ödevinin niteliğinden kaynaklanabilir. Ülkemizde öğretmenlerce verilen yaygın ev ödevi biçimi, matematikte çoğu zaman kitap ve dergilerde bulunan çok sayıdaki problemlerin öğrencilere çözdürülmesi, sosyal derslerde daha çok okuma ve tekrara dayalı yazma şeklindeki ev ödevleri. Bu gibi ev ödevi türleri öğrencinin ev ödevlerinden çabuk sıkılmasına ve yeni, doğru bilgilerin öğrenilmesini engeller niteliktedir.

Öğrencinin ev ödevini daha keyifli ve daha kısa zamanda yapması için ev ödevinin ceza olarak verilmemesi gerekir. Ceza amacıyla verilen ev ödevi öğrencinin ev ödevi ile elde edeceği öğrenmeleri engelleyerek öğrencinin motivasyonunu düşürür. Özet olarak, bir öğretmen hem ev ödevinin süresini , hem de ev ödevinin türünü dikkatli biçimde oluşturarak, ev ödevlerini etkin bir araç olarak kullanılmalıdır. İdeal olarak, ev ödevleri hem program doğrultusunda hem de gerçek dünya ile ilişkili olmalıdır. Ev ödevi hemen puanlanan uygun yorumları içeren yüksek düzeyde düşünme becerilerini kapsamalıdır. Bu kriterleri karşılayan ev ödevleri bir ders süresinin sonunda acalece verilen standart vvorksheet ve tektbook sorularından daha uygundur. Böylesi bir standart bir öğretmen ve öğrenci için ev ödevinin yararım en üst düzeyde tutabilir (Kazmierzak, 1994).

Ev ödevini daha etkili bir öğrenme aracı yapmak için, öğretmenler öğrencilerine verdikleri ev ödevlerini sürekli olarak sorgulamalıdırlar. Verilen ev ödevi amaca uygun biçimde yanıt vermiyorsa, onu daha uygun yapmak için yeniden gözden geçirilmelidir (Kazmierzak, 1994).

Öğrenciye verilen ev ödevlerinin günlük olarak kontrol edilmesi de öğrencinin ev ödevini yapmasında önemli bir etkendir. Buna bağlı olarak ev ödevini tamamlayanlara belirlenmiş bir puan verilmesi tamamlanmayan ev ödevler için ise, 0 puan verilerek günlük ev ödevi kontrol listesinin tutulması gereklidir. Ancak ev ödevini yapmamış olan öğrenciye herhangi bir ceza verilmemelidir. Ev ödevinin yapılmamış olması hiçbir zaman cezayı gerektirmemelidir. Böylesi bir uygulamanın yine de bazı endişeleri beraberinde getirmesi kaçınılmazdır. Endişe uygulanan ödül sistemindedir. Ev ödevini yapmayanlara verilmeyen ödül puanlarının bir ceza olarak algılanmasına neden olabilir (Dilman 1988 ). Açıkçası ödev puanı öğretmenin öğrencinin çalışması için bir "silah"tır (Kazmierzak, 1994).

Shaughnessy ve Ark. (1993), ev ödevi sürecine yardım etmede anne-babalara ve öğretmenlere neler yapabilecekleri ve neler yapamayacaklarına ilişkin önerilerde bulunmuştur. Shaughnessy'e göre, öğretmenler:

l.Ev ödevinin miktarını belirlerken öğrencinin yaş ve yetenek düzeyini göz önünde bulundurmalıdır.
2. Önceki öğrenilen bilgileri pekiştirmek ve yeniden gözden geçirmek için ev ödevini kullanmalıdır.
3. Eleştirel düşünme becerileri ve okuma becerilerini geliştirmeye yardım eden ev ödevleri kullanmalıdır.
4. Yazma becerilerini artırmak için ev ödevi kullanır.
5. Üst düzeydeki konularda öğrencilere yardım eder.
6. Bütün görevlerde bağımsızlık düzeyinin olduğuna emin olmalı. Eğer çocuk sınıfta görevlerini tamamlamada becerirksizse, olası ki, evde ev ödevini tamamlamayı beceremez.
7. Görevler okulda çocuğun öğrendikleri ile ilişkili ve anlamlı olmalıdır.
8. Ev ödevi görevleri açık olmalı yönergelerin engelleyici olmadığına emin olmalısınız. Örnekler sınıfta kontrol edilmiş ve yönergeler anlaşılır olmalıdır.
9. Öğrencilerin çalışması için verilecek olan birçok konuyu göstermek ve gelecek geribildirim için çocuğu hazırlamak.
Öğretmenler Neler Yapmamalıdır?

1. Ceza olarak ev ödevi vermemelidir.
2. Çocuğa sıkıcı gelecek miktarda tekrara dayalı ev ödevi vermemelidir
3. Düşük düzeyde öğrenme sağlayan ve analiz sentez, uygulama ve değerlendirmeyi kapsamayan ödevler verilmemelidir.
3. Geribildirim sağlamak için veya yapmaya istekli olanlara daha çok ev ödevi vermemek.
4. Daima ders kitabı ve yardımcı ders araçlarından sağlanan ev ödevi görevleri birleştirilerek verilmelidir. Yani, yalnızca ders kitabı ya da yardımcı ders araçlarında var olan görevler ayrı ayrı verilmemelidir.
5. Öğretilmeden o konuyu içeren ev ödevi verilmemelidir.
6. Daima ev ödevi olarak bitirilmemiş sınıf çalışmaları verilmemelidir.
7. İyi bir neden yokken ev ödevi vermeye mecbur hissedilmemelidir (Shaughnessy, Siegel, 1993).

Sonuç olarak, öğrencilere ev ödevi verilmemesi biçimindeki kökten yaklaşımdan çok, verilecek ev ödevlerinin öğrencinin yaş ve sınıf düzeyleri gözönünde bulundurularak verilmesi uygun olur. Ayrıca verilecek ev ödevlerinin, öğretmen tarafından titizlikle seçilip; öğrenmeleri pekiştirici nitelikte olması ve gereksiz tekrarlardan kaçınılması gerekmektedir. Özellikle ilköğretimin ilk üç sınıfında verilecek ev ödevleri, öğrencinin çalışma alışkanlıklarını kazandıracak ölçüde az miktarda olmalıdır. Bu öneri, mevcut araştırmanın sonuçlarıyla da paralellik taşımaktadır. Verilecek ev ödevlerinin miktarı ve niteliğine ilişkin olarak Milli Eğitim Bakanlığının bir ev ödevi politikasının olması ve bu politikanın öğretmenlere hizmet içi eğitimle verilmesi uygundur. Böylesi bir politikanın varlığı günümüzde Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen, öğrenci ve veliler arasında yaşanan karmaşayı azaltacaktır.

Mevcut araştırmaya benzer geniş kapsamlı bir araştırmanın, Milli Eğitim Bakanlığı ve üniversitelerin işbirliği ile gerçekleştirileştirilmesine gereksinim vardır.

KAYNAKÇA

Cool, V.A., & Keith T.Z. (1991). Testing a Model of School Learning: Direct anlndirect Effects on Academic Achievement. Contemporary EducatibnalPsychology, 16, 28-44.

Foyle H.; and Others. (1990) Homework and Cooperative Learning: A Classroom Field Experiment. Reports- Research/Technical (143). 1-36.

Hill, T.A. (1992). Homework: How Effective ? How Much To Assign ? The Need For Clear Policies. OSSC Bulletin 36, 1, 1-41. PAÜ. Eğitim Fak.Derg. 1999, Sayı:5 60

Gordon, Thomas. (1993). Etkili Öğretmenlik Eğitimi.Çev.Emel Aksay, Birsen Özkan İstanbul. Ya- Pa Yayınları

Kazmierzak K.S. (1994). Current Wisdom on Homework and the Effectiveness of a Homevvork Checking System. Exit Research Projecet, Indiana university at south Bend, 1-36

Keith T.Z., & Diğerleri (1986) Parental Involvement, Homevvork, And Tv Time: Direct and Indire ct Effects on High School Achivement. Journal of Educational Psychology 78, 5, 373-380.

K.Ç.kahmet L. (1987) Öğrencilerin Çalışma Alışkanlıkları ve Tutumları. A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Yay. No: 53 Ankara.

Natnello G. Mc Dili E.L. (1986). Performanca Standarts, Student Effort on Homevvork, and Academic Achievement. Sociology of Education, 59 (January), 18-31.

Paschal A.R. Weinstein T. Walberg, H.J. ( 1984). The Effects of Homevvork onLearning: A Quantitative Synthesis. Journal of Educational Research, 78, 97-104

Shaughnessy, M.F. Janna S. (1993). Homework: Royal Road to Reading Well ?. Guides- Non-Classrom Use (055).